MİLLET HANI

"Benim hanım değil, milletin hanı olsun" der Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk

Jumbo Künefe

MİLLET HANI

"Benim hanım değil, milletin hanı olsun" der Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Gaziantep'in kültürel değerlerinden olan Millet Hanı'nın hikayesi, Atatürk'ün bu sözleriyle başlar. Cumhuriyet öncesi dönemde “Aziziye” olarak kayıtlara geçer tarihi Millet Hanı. 1575 yılında inşa edilen Millet Hanı, heybetli mimarisiyle şehrin tarih kokan yerlerinden biri haline gelir. İlk olarak Keçeciler Bedesteni olarak inşa edilen Han, Gaziantep’in dokusunu oluşturan Kaleantı’nda yer alır. Bu tarihi dokunun temeli, Kıbrıs Fatihi olarak anılan Lala Mustafa Paşa’nın döneminde atılmıştır. Osmanlı Devleti’nin kalkınmasında ve savaşlarda önemli bir yere sahip olan Lala Mustafa Paşa, bulunduğu bölgelerde pek çok mimari yapıya imza atmıştır. Gaziantep’e de mimari eser olarak Millet Hanı’nı hediye etmiştir. Lala Mustafa Paşa’nın Gaziantep’teki yapıları, Şam’daki yapıları ile de benzerlik göstermektedir. Bu da Mustafa Paşa’nın mimari imzasını simgelemektedir. 1571 yılında inşa edilen Millet Hanı, dönemin yolcularına bir kervansaray olarak hizmet vermiştir. Gaziantep, Anadolu’daki coğrafi konumuyla yüzyıllar içerisinde önemli bir ticaret ve kültür merkezi olarak tarihe ve döneme hizmet vermiştir. Bu heybetli yapı, içerisinde konaklama, ahır ve tüccar odalarıyla yüzyıllık anıları barındırmaktadır. Evliya Çelebi’nin de Seyahatname eserinde yer alan Millet Hanı, döneminde Antep’in en meşhur hanı olarak kayıtlara geçmiştir. Gaziantep’te susam yağı üretimi, yüzyıllar öncesine dayanır. Bu yağın özelliği, helva ve tahinin ana maddesi olmasıdır. Millet Han’ında Osmanlı Dönemi’nden günümüze kalan bir Susamhane bulunur. Buradaki yapı, Osmanlı mimarisinden günümüze kadar gelen tek Susamhane olma özelliğini taşır. Kültürel ve tarihi dokusunu özenle koruyan Millet Hanı, barındırdığı tarihi dokuyla ve pek çok anıya şahit olmasıyla Gaziantep’in kültürel miraslarından biri olma özelliğini korumaya devam etmektedir.